Selim Enes Çopur
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Gündem
  4. UNUTTURAMIYACAKSINIZ!

UNUTTURAMIYACAKSINIZ!

featured
service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Sevgili okurlarım,

Artık kimse kimseyi “teknik eksiklik” cümlesiyle oyalamaya çalışmasın. Çünkü ortada teknik bir mesele yok. Ortada, adı konmamış ama sonucu çok net görülen bir tercih var. Ve bu tercih, eğitim gibi bir alanın en hassas noktasına, yani hafızaya dokunuyor.

Bir ülkenin kurucu figürü üzerinden yürüyen bir etkinlikten söz ediyoruz. Yıllardır yapılan, öğrencilerin Cumhuriyetle bağ kurduğu, sembolik değeri tartışmasız bir organizasyon… Ve bu etkinlik bir anda “uygun değil” denilerek kenara itiliyor. Gerekçe ise flu, açıklama eksik, detaylar kapalı. Böyle bir tabloda kimse “bürokrasi böyle çalışır” diyemez.

★★★

Burada mesele artık bir evrakın eksik olması değil. Mesele, hangi evrakın “eksik sayıldığı”dır. Çünkü aynı sistem içinde bazı dosyalar milimetrik incelenirken, bazıları sorunsuz ilerliyorsa, burada teknik bir standarttan değil, seçici bir bakıştan söz etmek zorundayız. Ve seçicilik, kamu yönetiminde her zaman soru doğurur.

Bu soruların cevaplanmaması ise işi daha da ağırlaştırır. Çünkü açıklanmayan her gerekçe, boşluğu büyütür. Boşluk büyüdükçe de kamu vicdanı ikna olmaz; aksine daha da sertleşir.

★★★

Şunu açık söylemek gerekiyor: Atatürk gibi bir isim üzerinden yürüyen bir etkinliğin “dosya problemi”ne indirgenmesi, hafif bir idari yanlış değil, ağır bir algı yönetim hatasıdır. Çünkü burada mesele bir içerik değil, bir kimliktir. Ve kimlikler dosya satırlarına sıkıştırılamaz.

Eğer bir ülkede kurucu değerler, “uygunluk filtresi” adı altında tartışmalı hale geliyorsa, orada artık teknik akıl değil, yönlendirilmiş bir hassasiyet devrededir. Ve bu hassasiyetin neye göre çalıştığı açıklanmadığı sürece, herkes kendi cevabını üretir. Bu da en tehlikeli durumdur.

★★★

Daha sert ifade etmek gerekirse: Bu tablo, eğitim sisteminin nötr bir alan olmaktan uzaklaştığına dair güçlü bir işarettir. Çünkü nötr alanlarda kararlar kişilere, içeriklere veya sembollere göre değişmez. Ama bugün değişiyorsa, ortada nötrlük değil, eğilme vardır.

Ve eğilmenin başladığı yerde, güven biter. Güvenin bittiği yerde ise eğitim sadece ders anlatılan bir mekanizmaya dönüşür; değer üreten bir sistem olmaktan çıkar.

★★★

Asıl mesele de tam burada düğümleniyor. Çünkü Atatürk üzerinden yürüyen tartışma, aslında çok daha geniş bir alanın göstergesi: Hangi değerler görünür olacak, hangileri arka plana itilecek? Hangi semboller “doğal” kabul edilecek, hangileri “problemli” sayılacak?

Bu sorulara net cevap verilmediği sürece, her yeni karar bir öncekinin gölgesini büyütür. Ve gölge büyüdükçe, şeffaflık değil, şüphe yayılır.

★★★

Bugün “eksiklik” denilerek kapatılmaya çalışılan dosya, yarın çok daha büyük bir tartışmanın kapısını aralar. Çünkü toplum şunu unutmaz: Gerekçesi zayıf olan her karar, zamanla kendi meşruiyetini tüketir.

Ve en sonunda geriye şu gerçek kalır: Eğitim sistemi, sadece ne öğrettiğiyle değil, neyi görünür kıldığıyla da konuşulur. Eğer görünürlük seçici hale gelmişse, orada artık eğitim değil, yönlendirilmiş bir çerçeve vardır.

★★★

Son söz nettir: Bu mesele ne küçük bir prosedür sorunudur ne de basit bir idari uyumsuzluk. Bu mesele, bir ülkenin kendi kurucu hafızasına nasıl baktığı meselesidir. Ve bu hafızaya yaklaşım netleşmeden, hiçbir açıklama “teknik” olarak kabul edilemez.

Çünkü teknik dediğiniz şey, herkese eşit işler. Eğer eşit işlemiyorsa, adı teknik değil tercihtir. Ve tercihlerin arkasında duranlar, bunu açıkça savunmak zorundadır. Aksi halde her sessizlik, daha büyük bir güvensizlik üretmeye devam eder.

UNUTTURAMIYACAKSINIZ!
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

NvarNyok Gazetesi - İzmir ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!


Shield Security Tarafından Korunuyor