1. Haberler
  2. Ege
  3. İZMİR SAĞLIKTA “KAPALI DEVRE” DÜZEN İDDİASI: MİLYARLIK İHALELER, CİMER HATTI VE SENDİKAL NÜFUZ AĞI MERCEK ALTINDA!

İZMİR SAĞLIKTA “KAPALI DEVRE” DÜZEN İDDİASI: MİLYARLIK İHALELER, CİMER HATTI VE SENDİKAL NÜFUZ AĞI MERCEK ALTINDA!

featured
service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

İZMİR SAĞLIKTA “KAPALI DEVRE” DÜZEN İDDİASI: MİLYARLIK İHALELER, CİMER HATTI VE SENDİKAL NÜFUZ AĞI MERCEK ALTINDA!

EGE ÜNİVERSİTESİ’NDEKİ MİLYARLIK SORUŞTURMADAN İL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜNÜN PERSONEL VE İHALE MEKANİZMASINA UZANAN İLİŞKİLER AĞI, YENİ SORULARI GÜNDEME GETİRDİ

Haber: Muhammed Çopur – İZMİR 16 Temmuz 2026

İzmir sağlık teşkilatında yıllardır dile getirilen “bürokrasi–personel–sendika–siyaset–finans eksenli kapalı devre yapı” iddiaları, yeni belgeler, açık kaynak kayıtları, mahkeme süreçleri ve milyarlarca lirayı bulan kamu ihaleleriyle yeniden gündemde.

Ege Üniversitesi merkezli yürütülen ve kamuoyuna milyarlarca liralık kamu zararı iddialarıyla yansıyan soruşturma; İzmir İl Sağlık Müdürlüğündeki personel yapılanması, CİMER ve SABİM başvurularının işlenişi, sendika yöneticileriyle bürokratlar arasındaki yoğun temaslar ve yüz milyonlarca liralık sağlık bilişim ihaleleriyle birlikte ele alındığında dikkat çekici bir tablo ortaya çıkarıyor.

Dosyanın merkezindeki soru artık yalnızca bazı yöneticilerin tek tek ne yaptığı değil:

İzmir sağlık sisteminde şikâyet, soruşturma, görevlendirme, yönetici ataması ve ihale süreçleri aynı ilişki ağı içerisinde mi yönetildi?

1. EGE ÜNİVERSİTESİ OPERASYONU: FİNANS HATTI NEREYE UZANIYOR?

Haziran 2026’da Ege Üniversitesi Döner Sermaye İşletmesi ve ihale süreçlerine yönelik gerçekleştirilen operasyon, İzmir’de sağlık alanındaki mali ilişkileri yeniden tartışmaya açtı.

Kamuoyuna yansıyan bilgilere göre soruşturma;

  • hizmet ve mal alımları,
  • medikal ürün ihaleleri,
  • döner sermaye işlemleri,
  • şirket ve kamu görevlisi ilişkileri,
  • kamu zararına yol açıldığı ileri sürülen işlemler

üzerinde yoğunlaştı.

Soruşturma kapsamında adı yerel yayınlara yansıyan Recai Deniz’in geçmişte Sağlık-Sen veya Memur-Sen çevresinde basın ve danışmanlık faaliyetlerinde bulunduğuna ilişkin sosyal medya kayıtları da tartışmanın sendikal ayağını gündeme getirdi.

Recai Deniz’in sendika çevresinde bulunduğuna ilişkin sosyal medya izleri ve aynı etkinliklerde çekilmiş fotoğraflar mevcuttur. Buna karşılık;

  • resmî danışmanlık sözleşmesi,
  • sendika yönetim kurulu kararı,
  • maaş veya ödeme kaydı,
  • Gencer Yılmaz’la soruşturmaya konu bir para veya talimat ilişkisi henüz kamuoyuna açıklanmış değildir.

Bu nedenle sorulması gereken soru şudur:

Recai Deniz’in sendika çevresindeki konumu yalnızca iletişim ve basın faaliyetiyle mi sınırlıydı, yoksa kamu kurumları ve ihale çevreleriyle temas sağlayan daha geniş bir aracılık rolü mü bulunuyordu?

Recai Deniz’in İzmir AK PARTİ Milletvekili Yaşar Kırkpınar’ında danışmanlığını yaptığı iddiaları doğru ise bu siyasi nüfuz çıkar için kullanılmış mıdır? 

Bu sorunun cevabı sosyal medya fotoğraflarında değil; banka hareketlerinde, sendika kararlarında, iletişim kayıtlarında ve soruşturma dosyasında aranmalıdır.

2. GENCER YILMAZ: İMZA SAHİBİ DEĞİL, SİSTEMİN SENDİKAL DÜĞÜM NOKTASI MI?

Sağlık-Sen İzmir 1 No’lu Şube Başkanı ve Memur-Sen İzmir İl Temsilcisi Gencer Yılmaz’ın İzmir sağlık sistemindeki ağırlığı, yalnızca bir sendika şubesini yönetmesinden kaynaklanmıyor.

Yılmaz;

  • hastanelerdeki Sağlık-Sen temsilcilerine,
  • sağlık çalışanı tabanına,
  • İl Sağlık Müdürlüğü yöneticilerine,
  • Personel Hizmetleri Başkanlığına,
  • hastane başhekimlerine,
  • siyasi parti temsilcilerine,
  • milletvekillerine,
  • sivil toplum ve hemşehri derneklerine aynı anda erişebilen bir konumda bulunuyor.

Açık kaynak kayıtlarında Gencer Yılmaz’ın;

  • eski İl Sağlık Müdürü Mehmet Burak Öztop,
  • mevcut İl Sağlık Müdürü Ayhan Kul,
  • Personel Hizmetleri Başkanı Şaban Koçoğlu,
  • hastane yöneticileri,
  • Sağlık-Sen’in diğer İzmir şube başkanları

ile tekrarlanan ve tayin atama dönemlerinde de sıklaşan kurumsal görüşmeleri görülüyor.

Bu temaslar olağan sendikal faaliyet kapsamında değerlendirilebilir. Ancak aynı temasların personel atamaları, yönetici sözleşmeleri, disiplin soruşturmaları ve komisyon görevlendirmeleriyle tarihsel olarak örtüşüp örtüşmediği kamuoyuna açıklanmış değil.

Gencer Yılmaz’ın sistem içindeki muhtemel gücü, ihale evrakını imzalamaktan ziyade; çalışan tabanı, personel bürokrasisi, hastane yönetimleri ve siyasi çevreler arasında bağlantı kurabilen sendikal nüfuz merkezi olmasıdır.

Bu nüfuzun çalışanların hakkını korumak için mi, yoksa belirli kadroları koruyup muhalif çalışanları etkisizleştirmek için mi kullanıldığı belgelerle ortaya konmalıdır.

3. ŞABAN KOÇOĞLU–GENCER YILMAZ HATTI KAPALI DEVRE


Dosyanın en önemli açık kaynak bulgularından biri, Gencer Yılmaz ile İzmir İl Sağlık Müdürlüğü Personel Hizmetleri Başkanı Şaban Koçoğlu arasındaki doğrudan temasın belgelenmiş olmasıdır.

Sendika heyetinin Şaban Koçoğlu’nu makamında ziyaret ettiği, sendikal çalışmalar hakkında bilgi verdiği ve Personel Hizmetleri Başkanlığından bilgi aldığı kurumsal paylaşımlara yansıdı.

Bu görüşme neden önemlidir? Çünkü atamaları (siyasilerin referansı ile yaptığını iddia eden) Personel Hizmetleri Başkanlığının görev alanı;

  • görevlendirmeler,
  • özlük işlemleri,
  • yönetici ve personel hareketleri,
  • disiplin organizasyonu,
  • soruşturma süreçleri,
  • muhakkik görevlendirmeleri ile doğrudan kesişmektedir.

Ziyaret kaydı, herhangi bir usulsüzlüğü tek başına kanıtlamaz. Fakat İzmir sağlık sisteminin en güçlü sendika yöneticilerinden biri ile personel mekanizmasının başındaki bürokrat arasında düzenli ve doğrudan erişim bulunduğunu gösterir.

Şimdi açıklanması gerekenler şunlardır:

  • Siyasilerden gelen isimlere göre atama yaptığını iddia eden Şaban Koçoğlu’nun siyasilerin bu talepleri Gencer Yılmaz aracılığı ile mi iletiliyor?
  • Bu görüşmelerde hangi personel dosyaları konuşuldu?
  • Sendika tarafından yönetici veya sorumlu isimleri önerildi mi?
  • Disiplin veya görevlendirme dosyaları gündeme geldi mi?
  • Görüşmelere ilişkin tutanak tutuldu mu?
  • Sağlık-Sen’in yazılı personel talepleri var mı?

Bu belgeler kamuoyuna açıklanmadığı sürece, sendikal temsil ile personel kararlarına nüfuz arasındaki sınır tartışılmaya devam edecektir.

4. CİMER VE SABİM BAŞVURULARI: DEVLETİN ŞİKÂYET HATTI PERSONEL TESPİT MEKANİZMASINA MI DÖNÜŞTÜRÜLDÜ?

Dosyanın en ağır iddialarından biri, CİMER ve SABİM üzerinden yapılan başvuruların gizliliğinin korunmadığı yönündedir.

İddiaya göre kurum içindeki usulsüzlükleri, mobbingi veya yönetici baskısını bildiren sağlık çalışanlarının kimlikleri, inceleme süreci başlamadan kurum içerisinde öğreniliyor; şikâyet edilen yöneticiler veya onların çevresindeki kişiler başvurudan haberdar oluyordu.

Bu süreçte adı öne çıkan isimlerden biri, Personel Hizmetleri Başkan Yardımcısı Süleyman Mertoğlu’dur.

Mertoğlu’nun görev alanının;

  • CİMER ve SABİM başvuruları,
  • disiplin dosyaları,
  • muhakkik raporları,
  • hukuki değerlendirmeler,
  • personel işlemleri ile kesişmesi, kendisini sistemin kritik bürokratik noktalarından biri haline getiriyor.

Buna rağmen çok sayıda çalışanın kapalı devre bir sistemde her konunun üstümün örtüldüğü yönündeki benzer iddiaları dile getirmesi ciddi bir idari incelemeyi zorunlu kılmaktadır.

Sağlık Bakanlığının cevaplaması gereken soru açıktır:

İzmir İl Sağlık Müdürlüğünde CİMER ve SABİM başvurularına kimler erişmektedir; bu kayıtların görüntülenme ve yönlendirme logları geriye dönük incelenmiş midir?

Devlete güvenerek şikâyette bulunan memurun kimliği, şikâyet ettiği yapının eline geçiyorsa ortada yalnızca bir kişisel veri ihlali değil, devletin denetim mekanizmasına yönelik ağır bir güven krizi vardır.

5. ŞİKÂYET EDEN DEĞİL, ŞİKÂYETÇİ Mİ SORUŞTURULDU?

Dosyaya yansıyan çalışan anlatımlarında benzer bir zincir tarif ediliyor:

  1. Sağlık çalışanı mobbing, usulsüzlük veya yönetici baskısı hakkında başvuru yapıyor.
  2. Başvurunun içeriği kurum içinde yayılıyor.
  3. Şikâyet edilen yönetici yerine başvuruyu yapan personelin davranışları incelenmeye başlanıyor.
  4. Personel hakkında “çalışma barışını bozma”, “kurum huzurunu zedeleme” veya benzeri gerekçelerle soruşturma açılıyor.
  5. Personel uzak bir hastaneye veya ilçeye geçici görevlendiriliyor.
  6. İşlem “hizmetin gereği” ve “idarenin takdir yetkisi” ifadeleriyle savunuluyor.

Geçici görevlendirmelerin cezalandırma amacıyla kullanıldığı gerekçesiyle iptal edilen idari işlemler, sistemin denetlenmesini zorunlu hale getirmektedir.

Özellikle şu karşılaştırma yapılmalıdır:

  • Sağlık-Sen üyeleri hakkında açılan soruşturmalar,
  • muhalif sendika üyeleri hakkında açılan soruşturmalar,
  • sendikasız çalışanlara uygulanan görevlendirmeler,
  • görevlendirme öncesinde yapılan CİMER başvuruları,
  • muhakkiklerin sendikal üyelik ve yöneticilik geçmişleri.

Bu veriler açıklanırsa, ortada olağan bir personel yönetimi mi yoksa seçici bir cezalandırma sistemi mi olduğu görülebilecektir.

6. MUHAKKİKLERİ KİM BELİRLİYOR?

İzmir sağlık teşkilatındaki disiplin soruşturmalarının en tartışmalı başlıklarından biri muhakkik atamalarıdır.

İddialara göre bazı soruşturmalarda;

  • şikâyet edilen yöneticilerle kurumsal yakınlığı bulunan,
  • Sağlık-Sen üyesi veya temsilcisi olan,
  • aynı idari çevrede görev yapan

kişilerin muhakkik olarak görevlendirildiği öne sürülmektedir.  Eşref Okunakol ve M. Celalettin Uzun gibi isimlere ilerleyen haberlerde geniş yer verceğiz.)

Gencer Yılmaz veya Ekrem Özdemir’in doğrudan muhakkik sürecine müdahil oldukları ifadelerde yer almaktadır. Bu kesin hüküm için yetersiz ama inceleme için yeterli bir şahitliktir.

Fakat çıkar çatışması ihtimalini ortadan kaldırmak için İzmir İl Sağlık Müdürlüğü şu bilgileri açıklamalıdır:

  • Son sekiz yılda görevlendirilen bütün muhakkikler,
  • muhakkiklerin görev yaptıkları kurumlar,
  • soruşturulan personelin sendikal statüsü,
  • muhakkiklerin sendikal üyeliği ve yöneticilik geçmişi,
  • hazırlanan raporların sonuçları,
  • mahkeme tarafından iptal edilen disiplin cezaları.

Aynı sendikal veya idari çevreden kişilerin sürekli olarak belirli çalışanlar hakkında soruşturma yürüttüğü ortaya çıkarsa, bu yalnızca etik değil hukuki bir sorun olacaktır.

7. “HİZMET GEREĞİ” Mİ, SÜRGÜN CEZASI MI?

İzmir’in merkez ilçelerinde çalışan personelin Kiraz, Kınık, Dikili veya uzak sağlık tesislerine görevlendirilmesi, uzun süredir çalışan örgütlerinin gündeminde.

İdare bu işlemleri çoğunlukla hizmet ihtiyacı, personel planlaması ve çalışma düzeni gerekçeleriyle/kılıfıyla savunuyor.

Buna karşılık sağlık çalışanları ve sendikalar, bazı görevlendirmelerin;

  • şikâyet başvurusunun ardından yapılması,
  • disiplin soruşturmasıyla eş zamanlı yürütülmesi,
  • aile bütünlüğü ve ulaşım koşullarının dikkate alınmaması,
  • aynı durumda bulunan personele eşit uygulanmaması

nedeniyle fiilî cezalandırmaya dönüştüğünü savunuyor.

İdare mahkemelerinin bazı işlemleri iptal etmesi bu iddiaları güçlendirmektedir ve idarenin takdir yetkisinin sınırsız olmadığını gösterir.

Kamuoyunun bilmesi gereken şudur: Kaç personel CİMER veya disiplin başvurusundan sonraki altı ay içerisinde başka bir ilçeye görevlendirildi? Bu kişilerin sendikal dağılımı nedir?

Bu tablo yayımlanmadan “hizmet gereği” savunmasının nesnel olup olmadığı anlaşılamaz.

8. PROBEL İHALESİ: 26 MİLYONLUK GEÇİŞTEN 329,9 MİLYONLUK SÖZLEŞMEYE

İzmir sağlık sisteminin finans ayağında en dikkat çekici başlıklardan biri, SBYS ve DHBS hizmetleri için Probel Yazılım (Ziya Bolgönül) ile yapılan sözleşmelerdir.

Açık kaynaklara yansıyan şirket açıklamalarına göre;

  • 1 Mayıs–31 Temmuz 2026 dönemini kapsayan yaklaşık 26 milyon TL’lik kısa süreli sözleşme,
  • 1 Ağustos 2026–31 Temmuz 2029 dönemini kapsayan yaklaşık 329,9 milyon TL artı KDV’lik ana sözleşme

İzmir İl Sağlık Müdürlüğü ile Probel arasında imzalanmıştır.

Bu sözleşmelerin varlığı doğrulanmaktadır.

Ayrıca önceki HBYS ihalesinde, mevcut kullanılan yazılımın Probel’e ait olması nedeniyle şirketin demonstrasyonun bazı aşamalarından muaf tutulmasının Kamu İhale Kurulu kararına konu olduğu görülmektedir.

Bu karar doğrudan suç veya usulsüzlük tespiti değildir.

Ancak şu soruyu gündeme getirmektedir:

Mevcut yüklenici, yıllardır kullanılan sistemin sahibi olması nedeniyle yeni ihalelerde rakip firmalara karşı teknik ve fiilî üstünlük mü elde ediyor?

2026 ihalesi açısından açıklanması gerekenler şunlardır:

  • İhale kayıt numarası,
  • teklif veren firmalar,
  • teklif tutarları,
  • teknik şartnameyi hazırlayanlar,
  • yaklaşık maliyet komisyonu,
  • demonstrasyon komisyonu,
  • muayene ve kabul üyeleri,
  • veri taşıma şartları,
  • mevcut sistemden başka yazılıma geçiş maliyeti,
  • üç aylık geçici sözleşmenin hukuki gerekçesi.

Gencer Yılmaz’ın bu şirket sahipleri ile sendika seçimlerinde bir araya gelmesi şüphe uyandırmaktadır!

Fakat sendika temsilciliğinden yöneticiliğe geçen kişilerin bu komisyonlarda görev alıp almadığı ayrıca araştırılmalıdır.

9. SENDİKA TEMSİLCİLİĞİNDEN YÖNETİCİLİĞE UZANAN BİR KADRO HATTI VAR MI?

Dosyanın düğüm noktası burada bulunuyor.

İzmir sağlık teşkilatında 2018–2026 yılları arasında görev yapan;

  • başhekimler,
  • başhekim yardımcıları,
  • müdürler,
  • müdür yardımcıları,
  • birim sorumluları,
  • satın alma sorumluları,
  • ihale komisyonu üyeleri,
  • muhakkikler

ile aynı dönemdeki Sağlık-Sen;

  • şube yöneticileri,
  • delegeleri,
  • işyeri temsilcileri,
  • eski temsilcileri

isim isim karşılaştırılmalıdır.

Şu anda kamuoyuna açıklanmış bütüncül bir liste bulunmamaktadır.

Bu nedenle “kaç yöneticiyi sendika belirledi” tam tespit edilemiyor.

Ancak çok sayıda işyeri temsilcisinin kısa süre içinde yönetici olması, aynı kişilerin hem sendikal görev hem ihale veya disiplin görevi yürütmesi ve muhalif sendika üyelerinin sistematik biçimde yönetim dışında tutulması halinde kadrolaşma iddiası güçlenecektir.

Gencer Yılmaz’a yöneltilmesi gereken en somut soru şudur:

2022–2026 döneminde Sağlık-Sen İzmir 1 No’lu Şubede yönetici, delege veya işyeri temsilcisi olan kaç kişi daha sonra hastane yöneticisi, müdür, müdür yardımcısı ya da birim sorumlusu yapılmıştır?

Bu sayı açıklanmalıdır.

10. MUHALİF SES ÇIKARANLARIN TASFİYESİ: SENDİKA İÇİNDEKİ KIRILMA NOKTASI MI?

Sağlık-Sen İzmir teşkilatının geçmiş dönemindeki iç mücadeleler de mevcut yapı tartışmalarının tarihsel arka planı açısından önem taşımaktadır.

Geçmiş dönem sendika yöneticisi ve üyesi olanlar bürokratik kadrolaşma, FETÖ’den arınan  ve sendikanın bağımsızlığı konusunda eleştiriler yönelttiği, daha sonra görevden ayrıldığı veya tasfiye edildiği yönünde açıklamalar bulunmaktadır.

Ancak bu üye ve yöneticilere atfedilen ifadelerin tam kayıtları, istifa sürecinin resmî belgeleri ve genel merkez kararları ortaya konmadan bu süreç tek taraflı anlatımla kesinleştirilemez.

Yine de cevaplanması gereken sorular vardır:

  • Bu yönetici ve üyeler hangi gerekçeyle görevden ayrıldı?
  • Genel merkez hangi kararları aldı?
  •  Bu konuda eleştirilen bürokratlar kimlerdi?
  • Sendika yönetiminin değişmesinden sonra hangi personel ve yönetici ilişkileri yeniden şekillendi?
  • Gencer Yılmaz döneminde önceki yönetimden kimler tasfiye edildi, kimler korundu?

Sendika içindeki değişim ile sağlık bürokrasisindeki atamalar aynı takvim üzerinde incelenmelidir.

11. ZAKİR SALMANOĞLU VE STK AĞI

Gencer Yılmaz ile Zakir Salmanoğlu (yemek İhaleleri ve süreçteki iddialar detaylıca haber yapılacaktır) arasında açık kaynaklara yansıyan görünür sosyal ve sivil toplum temasları bulunmaktadır.

Hemşehri dernekleri ve federasyon etkinliklerinde aynı çevrede yer almaları, aralarında tanışıklık ve sosyal ilişki bulunduğunu göstermektedir.

Ancak;

  • ticari ortaklık,
  • para transferi,
  • Yemek ihalesinde koordinasyon,
  • sendikaya finansman,
  • kamu yöneticilerine talimat aktarımı gibi iddiaları araştırılmaya muhtaçtır.

Araştırılması gerekenler ise;

  • etkinlik sponsorlukları,
  • salon ve organizasyon giderleri,
  • dernek–şirket bağlantıları,
  • ortak ticari çevreler,
  • sendika organizasyonlarına verilen ayni desteklerdir.

Şunu belirtmek gerekir ki fotoğraf, temasın delilidir; suçun değil.

12. YETKİLİ SENDİKA ÇALIŞANIN MI, YÖNETİMİN Mİ YANINDA?

Bornova Türkan Özilhan Devlet Hastanesi, Kiraz Devlet Hastanesi ve başka sağlık tesislerinde gündeme gelen mobbing, hakaret, hijyen, fiziki saldırı ve idari baskı iddiaları; yetkili sendikanın tutumunu da tartışmaya açtı.

Sağlık-Sen yöneticilerinin bazı olaylarda hastane yönetimlerini savunan açıklamalar yaptığı ileri sürüldü.

Bu açıklamaların tam metni ve bağlamı mutlaka arşivlenmelidir.

Ancak temel sendikal soru değişmemektedir:

Yetkili sendika, çalışan hakkında ciddi bir şikâyet ortaya çıktığında öncelikle çalışanla mı görüşmektedir, yoksa yönetimin açıklamasını mı savunmaktadır?

Sağlık-Sen şu bilgileri kamuoyuna açıklamalıdır:

  • Kaç mobbing dosyasına hukuk desteği verildi?
  • Kaç görevlendirme işlemine dava açıldı?
  • Kaç Sağlık-Sen üyesi, kaç muhalif sendika üyesi desteklendi?
  • Hangi hastane yöneticileri hakkında resmî başvuru yapıldı?
  • Yönetimi eleştiren üyelerin sendika içindeki konumu ne oldu?

Yetkili sendika, yönetimin halkla ilişkiler birimi değil; çalışanın hakkını savunan örgüt olmak zorundadır.

13. AÇIK KAYNAKLARIN GÖSTERDİĞİ VE HENÜZ GÖSTERMEDİĞİ

Mevcut araştırmalar şu bağlantıları yüksek güvenle ortaya koymaktadır:

  • Gencer Yılmaz’ın Sağlık-Sen İzmir 1 No’lu Şube Başkanı olması,
  • Memur-Sen İzmir İl Temsilciliğini yürütmesi,
  • Şaban Koçoğlu ile doğrudan kurumsal temas,
  • Burak Öztop ve Ayhan Kul dönemlerinde İl Sağlık Müdürlüğüyle devam eden ilişki,
  • hastane yönetimleriyle düzenli görüşmeler,
  • siyaset ve sivil toplum çevreleriyle geniş temas ağı,
  • Probel’in 2026 yılına ait yaklaşık 26 milyon ve 329,9 milyon TL’lik sözleşmeleri,
  • geçmiş HBYS ihalesindeki demonstrasyon tartışması.
  • Gencer Yılmaz’ın doğrudan atama listesi hazırlaması,
  • disiplin dosyalarını kapattırması,
  • muhakkikleri belirlemesi,
  • CİMER başvuru sahiplerinin isimlerini alması,
  • Probel ihalesine dolaylı müdahale etmesi,
  • sendika üzerinden para veya sponsorluk ağı kurması,
  • Ege Üniversitesi soruşturmasındaki isimlerle suç ilişkisi içinde olması

Bu ayrımlar yargı yoluyla yapılmalıdır , dosyanın gücü burdan gelir.

Çünkü gazetecilik; fotoğraftan suç, temastan ortaklık, iddiadan hüküm üretmek değil; açıklanmayan karar mekanizmalarını belgeyle açığa çıkarmaktır.

SAĞLIK BAKANLIĞINA 10 KRİTİK SORU

  1. İzmir İl Sağlık Müdürlüğünde CİMER ve SABİM başvurularına kimler erişmektedir?
  2. Başvuru sahibinin kimliğini görüntüleyen personelin sistem logları incelenmiş midir?
  3. Son sekiz yılda kaç personel şikâyet başvurusundan sonra başka ilçeye görevlendirilmiştir?
  4. Görevlendirilen personelin sendikal dağılımı nedir?
  5. Muhakkiklerin sendikal üyelikleri ve yöneticilik geçmişleri incelenmiş midir?
  6. Sağlık-Sen’den İl Sağlık Müdürlüğüne gönderilen personel veya yönetici talepleri nelerdir?
  7. Sendika temsilciliğinden hastane yöneticiliğine geçen kişilerin sayısı kaçtır?
  8. 2026 Probel ihalesinin bütün komisyon üyeleri kimlerdir?
  9. Bu komisyonlarda geçmişte sendika yöneticiliği veya temsilciliği yapan kişiler bulunmakta mıdır?
  10. İzmir sağlık teşkilatındaki “kapalı devre personel ve disiplin sistemi” iddiaları için bağımsız müfettiş soruşturması başlatılmış mıdır?

SONUÇ: AHTAPOTUN KOLLARI GÖRÜNÜYOR, DÜĞÜMLERİN BELGESİ BEKLENİYOR

İzmir sağlık teşkilatındaki tartışmanın merkezinde artık tek bir isim veya tek bir ihale bulunmuyor.

Ortaya çıkan tablo;

  • personel yetkisini elinde tutan bürokratları,
  • hastane yönetimlerini,
  • disiplin ve şikâyet mekanizmalarını,
  • yetkili sendikanın örgütlü gücünü,
  • siyasi ve sivil toplum temaslarını,
  • yüz milyonlarca liralık bilişim ve hizmet alımlarını aynı araştırma dosyasında buluşturuyor.

Gencer Yılmaz’ın; sağlık çalışanı tabanına, Personel Hizmetleri Başkanlığına, İl Sağlık Müdürlüğüne, hastane yöneticilerine ve siyasi çevrelere erişebilen güçlü bir sendikal merkez olduğu tartışmasızdır.

Süleyman Mertoğlu’nun CİMER, disiplin ve personel süreçlerindeki rolü; Şaban Koçoğlu’nun personel mekanizmasındaki yetkisi; geçmiş ve mevcut İl Sağlık Müdürlüğü yöneticileriyle sürdürülen temaslar ve Sağlık-Sen’in kurumsal etkisi birlikte incelenmeden dosya aydınlatılamaz.

İddiaların kesinleşmesi için şu zincirin belgeyle ortaya konması gerekiyor:

Sendika temsilciliği → yönetici adaylığı → personel görevlendirmesi → muhakkik veya komisyon üyeliği → mali karar ve ihale → itiraz eden personele işlem → sendikal ve siyasi koruma

Açık kaynaklar bu zincirin temas ve erişim halkalarını göstermektedir.

Atama, talimat, para ve koruma halkaları ise hâlâ açıklanmayı beklemektedir.

Şimdi söz Sağlık Bakanlığında, İzmir Valiliğinde, savcılık makamlarında ve yetkili sendikadadır:

Bu ilişkiler ağı şeffaf biçimde araştırılacak mı, yoksa İzmir sağlık teşkilatındaki “kapalı devre” iddiaları yine kendi içinde soruşturulup kapatılacak mı?

Devam edecek…(Ekrem Özdemir, Barış Çağdaş ve İzmir Sağlık- Sen 2 No’lu Şube konusuna detaylıca gireceğiz)

Haber: Muhammed Çopur

İletişim: nvarnyokizmir@gmail.com

 

İZMİR SAĞLIKTA “KAPALI DEVRE” DÜZEN İDDİASI: MİLYARLIK İHALELER, CİMER HATTI VE SENDİKAL NÜFUZ AĞI MERCEK ALTINDA!
Yorum Yap

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

NvarNyok Gazetesi - İzmir ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!


Shield Security Tarafından Korunuyor