İZMİR SAĞLIKTAKİ YAPININ “İMZA MERKEZİ” YENAL DUĞRAL MIYDI?

Haber: Muhammed Çopur – İzmir – 12 Temmuz 2026
MİLYARLIK İHALELER, YASAKLI FİRMA İDDİASI, 241 HARD DİSK VE CEVAPSIZ KALAN SERVET SORULARI!
İzmir İl Sağlık Müdürlüğü’nde yıllar boyunca kritik idari görevlerde bulunan Dr. Yenal Duğral’ın adı; milyarlarca liralık yemek ihalesinden yasaklı olduğu ileri sürülen firmaya verilen yüz milyonlarca liralık işe, medikal malzeme alımlarındaki dikkat çekici fiyat farklarından 241 hard disk dosyasına kadar birçok tartışmanın merkezinde yer aldı. Şimdi kamuoyu şu sorunun yanıtını bekliyor: Duğral yalnızca bürokratik talimatları uygulayan bir yönetici miydi, yoksa İzmir sağlık bürokrasisinde kurulduğu öne sürülen yapının mali ve idari uygulama ayağı mıydı?
Haber: Muhammed Çopur
İzmir İl Sağlık Müdürlüğü’nde uzun yıllardır tartışılan atamalar, ihaleler, doğrudan teminler, personel hareketleri ve kamu kaynaklarının kullanımıyla ilgili iddialar, tek tek kişilerden çok daha geniş bir idari ilişki ağını işaret ediyor.
Dosyanın önceki bölümlerinde eski İl Sağlık Müdürü Dr. Mehmet Burak Öztop, Engin Basmacı, Şaban Koçoğlu ve bu isimlerin bürokratik-siyasi ilişkileri mercek altına alınmıştı.
Bu kez dosyanın merkezinde, İzmir İl Sağlık Müdürlüğü’nde 112 Acil Sağlık Hizmetleri, Destek Hizmetleri Başkanlığı, Sağlık Hizmetleri Başkanlığı ve daha sonra Urla Devlet Hastanesi Başhekim Yardımcılığı gibi kritik görevlerde bulunan Dr. Yenal Duğral var.
Çünkü kamuoyuna yansıyan iddialara göre Duğral, söz konusu yapının yalnızca sıradan bir bürokratı değil; milyarlarca liralık satın alma ve ihale süreçlerinin sahadaki en önemli uygulayıcılarından biriydi.
KRİTİK KOLTUK: DESTEK HİZMETLERİ BAŞKANLIĞI
İl sağlık müdürlüklerinde Destek Hizmetleri Başkanlığı sıradan bir idari makam değildir.
Bu birim;
ihalelerden, satın almalardan, doğrudan teminlerden, lojistik hizmetlerden, araçlardan, teknik altyapıdan, yemek ve medikal malzeme süreçlerinden sorumludur.
Başka bir ifadeyle bu koltuk, sağlık hizmetinin görünmeyen ancak milyarlarca liralık bütçeyi yöneten merkezidir.
Yenal Duğral’ın bu görevde bulunduğu dönemde İzmir kamuoyuna yansıyan çok sayıdaki ihale ve kamu zararı iddiası, dikkatleri doğrudan bu başkanlığa çevirdi.
Şimdi cevaplanması gereken temel soru şudur:
Duğral’ın görev dönemindeki tartışmalı işlemler birbirinden bağımsız idari hatalar mıydı, yoksa aynı merkezden yönetilen sistemli bir düzenin parçaları mıydı?
6 MİLYAR LİRALIK YEMEK İHALESİNİ KİM HAZIRLADI?
Dosyanın en büyük başlıklarından biri, İzmir’deki sağlık tesislerini kapsadığı belirtilen yaklaşık 6 milyar liralık yemek hizmeti alımı sürecidir.
Kamuoyuna yansıyan bilgilere göre, 36 aylık ve yaklaşık 50 milyon öğünü kapsayan ihale şartnamesinde rekabeti sınırladığı ileri sürülen hükümler bulunuyordu.
İhaleye katılacak şirketlerin daha önce kamu veya özel hastanelerde hizmet vermiş olması şartının yanı sıra, İzmir’de daha önce iş yapan firmalara avantaj sağlayan düzenlemeler bulunduğu iddia edildi.
Bu hükümler gerçekten rekabeti daraltmak amacıyla mı hazırlandı?
Şartname hangi yöneticilerin bilgisi, talimatı ve onayıyla oluşturuldu?
İddiaların kamuoyuna yansımasının ardından ihale yetkisinin neden farklı hastanelere devredildiği de açıklığa kavuşturulmuş değil.
Yetki devri olağan bir idari işlem miydi?
Yoksa kamuoyu baskısının yükselmesi üzerine sorumluluğun dağıtılması mı amaçlandı?
İhalenin sonradan iptal edilmesi, başlangıçta dile getirilen rekabet ve kamu zararı eleştirilerini daha da önemli hale getirdi.
İptal sonrasında hastanelerin yemek hizmetlerinin uzun süre doğrudan temin yöntemiyle karşılandığı iddiası ise yeni bir soruyu beraberinde getirdi:
İhale iptal edilirken kamu korundu mu, yoksa daha denetimsiz bir doğrudan temin dönemi mi başladı?
“YASAKLI FİRMAYA 257 MİLYON LİRALIK İŞ” İDDİASI
Yenal Duğral dosyasındaki en ağır başlıklardan biri de kamu ihalelerinden yasaklı olduğu belirtilen bir şirkete yaklaşık 257 milyon liralık ihale verildiği iddiasıdır.
Kamuoyuna yansıyan evraklara ilişkin haberlerde, Alsancak Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi tarafından ilgili şirketin yasaklı olduğuna dair üst makamlara yazılı bildirim yapıldığı ileri sürüldü.
Bu iddia doğruysa cevaplanması gereken sorular son derece açıktır:
Alt kurumdan gönderildiği belirtilen resmi yazı İzmir İl Sağlık Müdürlüğü’ne ulaştı mı?
Ulaştıysa evrak hangi birimlere havale edildi?
Dönemin Destek Hizmetleri yönetimi bu uyarıdan haberdar mıydı?
Yasaklılık kaydı doğrulanmadan ihale nasıl sonuçlandırıldı?
Hakediş veya ödeme yapıldı mı?
Yapıldıysa kamu zararının miktarı nedir?
Ve en önemlisi:
Bu sürecin altında Yenal Duğral’ın imzası veya idari onayı bulunuyor mu?
Bunlar yorum değil, resmi makamların belge üzerinden yanıtlaması gereken sorulardır.
580 LİRA NEDEN 280 LİRAYA DÜŞTÜ?
Dosyada yer alan bir diğer çarpıcı iddia, medikal sarf malzemesi alımlarında ortaya çıktığı öne sürülen büyük fiyat farkıdır.
İddialara göre merkezî alımda adet başına yaklaşık 580 liraya satın alınan bir ürün, daha sonraki dönemde hastaneler tarafından yaklaşık 280 liraya temin edildi.
Aynı veya benzer nitelikteki bir malzemede iki katı aşan fiyat farkı nasıl oluştu?
İlk alımdaki miktar, teknik özellik, teslim süresi, garanti ve piyasa koşulları bu farkı açıklıyor mu?
Yoksa kamu bütçesi gerçek piyasa değerinin çok üzerinde fiyatlarla mı kullanıldı?
Bu alımları yapan firmalar kimlerdi?
Firmaların yöneticiler, personel veya siyasi çevrelerle doğrudan ya da dolaylı ilişkileri araştırıldı mı?
Tek bir kalemde yüz milyonlarca liraya ulaşabilecek fark iddiası karşısında neden kapsamlı bir mali inceleme başlatılmadı?
241 HARD DİSK OLAYINDA DUĞRAL’IN SORUMLULUĞU NEYDİ?
İzmir İl Sağlık Müdürlüğü dosyasının en karanlık başlıklarından biri, kurumdan iki koli içerisinde çıkarıldığı belirtilen 241 adet hard disk olayıdır.
Bu disklerin kurumun bilgi işlem sistemlerinden söküldüğü, bir personel tarafından dışarı çıkarılırken yakalandığı ve olayın ilk anda adli mercilere bildirilmediği daha önce kamuoyuna yansımıştı.
Olay sırasında İzmir İl Sağlık Müdürlüğü’nün idari yönetim zincirinde kimler vardı?
Disklerin hangi cihazlardan çıkarıldığı tespit edildi mi?
İçlerinde ihale dosyaları, teknik şartnameler, ödeme kayıtları, yazışmalar, kamera görüntüleri veya kullanıcı logları bulunuyor muydu?
İlk tespitten sonra neden polis ve savcılık derhal haberdar edilmedi?
Disklere el koyma ve dijital inceleme hangi usulle gerçekleştirildi?
Bu olay sırasında veya öncesinde Destek Hizmetleri Başkanlığı görevinde bulunan Yenal Duğral’ın bilgisi, yetkisi ve sorumluluğu neydi?
Kamuoyunda dile getirilen “72 saatlik gecikme” iddiası doğru mudur?
Doğruysa bu sürede dijital delillerin değiştirilmesi, silinmesi veya yok edilmesi ihtimali araştırılmış mıdır?
241 hard disk yalnızca bir demirbaş meselesi değildir.
Bu disklerde İzmir sağlık sisteminin yıllara yayılan mali ve idari hafızası bulunuyorsa konu doğrudan devletin dijital güvenliği, kamu zararı ve delillerin korunması meselesidir.
Bu bölümdeki haberlerin detaylarına https://www.temizellergazetesi.com/ adresinden ulaşabilirsiniz.
BİLECİK–BALIKESİR–İZMİR HATTI
İzmir İl Sağlık Müdürlüğü’ndeki FETÖ/FETÖVARİ veya YAPI iddialarının temelinde, farklı şehirlerde birlikte görev yapan bazı yöneticilerin daha sonra İzmir’de kritik makamlarda yeniden buluşması yer alıyor.
Dosyada adı geçen eski İl Sağlık Müdürü Dr. Mehmet Burak Öztop ile Engin Basmacı’nın Bilecik ve Balıkesir dönemlerindeki görev kesişimleri daha önce gündeme gelmişti.
Yenal Duğral ise bu ekibin İzmir’deki yerel uygulama ve imza ayağı olarak tarif ediliyor.
İddialara göre yapı içerisindeki görev dağılımı şöyleydi:
Ankara’daki siyasi ilişkiler koruma ve atama zeminini oluşturuyor (Halil Eldemir) , il müdürlüğü tepe yönetimi genel stratejiyi belirliyor, mali kadrolar ihale ve satın alma süreçlerini hazırlıyor, personel yönetimi ise kritik görevlendirme ve tasfiyeleri gerçekleştiriyordu.
Yenal Duğral’ın bu zincirdeki yerinin, hazırlanan işlemleri resmîleştiren ve sahada uygulayan idari makam olduğu ileri sürülüyor.
Bu değerlendirme henüz bir yargı kararı değildir.
Ancak görev tarihleri, ortak çalışma dönemleri, ihale süreçleri ve kurumsal fotoğraflardaki kesişimler açıklanmayı bekleyen ciddi bir tablo ortaya koymaktadır.
SAĞLIK-SEN İLE İLİŞKİLER
Dosyada araştırılması gereken bir diğer alan, idari yönetim ile yetkili sendika arasındaki ilişkilerdir. (Bu konu derinlemesine konuşulacak!)
2021 yılındaki banka promosyonu sürecinde dönemin İl Sağlık Müdürü Burak Öztop, Yenal Duğral ve Sağlık-Sen yöneticilerinin aynı masada yer aldığı kamuya açık görüntülere yansımıştı.
Bu buluşma tek başına usulsüzlük kanıtı değildir.
Ancak yetkili sendikanın, sağlık çalışanlarını doğrudan ilgilendiren büyük mali süreçlerdeki rolünün ve karar alma mekanizmasına etkisinin açıklanması gerekir.
İzmir sağlık bürokrasisindeki tartışmalı atamalar, ihaleler ve kamu zararı iddiaları karşısında Sağlık-Sen hangi girişimlerde bulunmuştur?
Herhangi bir suç duyurusu, idari başvuru veya kamuoyu açıklaması yapılmış mıdır?
Sendika yöneticileri, Yenal Duğral’ın görev döneminde yürütülen ihale ve satın alma süreçleriyle ilgili hangi bilgilere sahipti?
Yetkili sendika çalışanların hakkını mı savundu, yoksa bürokratik yapının sessizlik alanına mı dönüştü?
URLA’DAKİ MAL VARLIĞI İDDİALARI ARAŞTIRILMALI
Yenal Duğral hakkında ortaya atılan en dikkat çekici iddialardan biri de Urla Yenice Mahallesi Kekliktepe bölgesindeki yüksek değerli bir taşınmazla bağlantısı bulunduğu yönündedir.
Bu konuda şu ana kadar kamuoyuna sunulmuş doğrulanabilir bir tapu kaydı, mahkeme kararı veya resmî mal varlığı incelemesi bulunmadığı için kesin hüküm kurulamaz.
Ancak iddia ağır ve kamu göreviyle doğrudan bağlantılıdır.
Bu nedenle yetkili makamların şu hususları araştırması gerekmektedir:
Söz konusu bölgede Yenal Duğral, eşi veya birinci derece yakınları adına kayıtlı taşınmaz var mıdır?
Varsa hangi tarihte ve hangi bedelle edinilmiştir?
Taşınmazın finansman kaynağı nedir?
Kamu ihalelerine katılan firmalarla mülkün satın alınması, inşası veya tadilatı arasında ticari bağlantı bulunmakta mıdır?
Duğral’ın kamu görevindeki gelirleriyle mal varlığı arasında açıklanamayacak bir artış söz konusu mudur?
Bu soruların yanıtı sosyal medya yorumlarında değil; tapu kayıtları, banka hareketleri, mal bildirimleri, vergi kayıtları ve gerektiğinde MASAK incelemesiyle ortaya çıkarılmalıdır.
İSTİFA DOSYAYI KAPATIR MI?
Yenal Duğral’ın Aralık 2025’te memuriyet görevinden istifa ettiği belirtiliyor.
Ancak istifa, görev dönemindeki kamu işlemlerine ilişkin idari, mali veya cezai sorumluluğu ortadan kaldırmaz.
Bir kamu görevlisinin görevden ayrılması;
imzaladığı belgelerin, verdiği onayların, katıldığı komisyonların, yaptığı görevlendirmelerin ve yönettiği bütçenin incelenmesine engel değildir.
Tam tersine, ağır iddiaların yoğunlaştığı bir dönemde gerçekleşen istifa yeni soruları beraberinde getirir.
Duğral neden istifa etti?
Hakkında yürütülen bir idari soruşturma var mıydı?
İstifa öncesinde savunması istendi mi?
Görevden ayrılmasının ardından herhangi bir özel sağlık kuruluşunda göreve başladı mı?
Kamuda yönettiği veya denetlediği şirketlerle daha sonra ticari ya da mesleki ilişki kurdu mu?
KAMU ADINA SORUYORUZ
1. Yenal Duğral, Destek Hizmetleri Başkanlığına hangi liyakat ve mesleki kriterler esas alınarak getirildi? Kim ya da kimler adına bu YAPI’da bir temsiliyeti vardı?
2. Yaklaşık 6 milyar liralık yemek ihalesinin şartnamesi kimlerin talimatı ve onayıyla hazırlandı? Zakir Salmanoğlu ismi bu işlerin neresinde? (Bu konu da detaylıca incelenecektir)
3. Rekabeti sınırladığı ileri sürülen maddelerin gerekçesi neydi?
4. İhale yetkisi tartışmalar başladıktan sonra neden alt hastanelere devredildi?
5. İhalenin iptalinden sonra yapılan doğrudan teminlerin toplam bedeli ve şirketlere göre dağılımı nedir?
6. Kamu ihalelerinden yasaklı olduğu ileri sürülen firmayla ilgili Alsancak ADSM tarafından gönderildiği belirtilen resmi yazı kimlere ulaştı?
7. Yasaklı olduğu ileri sürülen firmaya yaklaşık 257 milyon liralık iş gerçekten verildi mi?
8. Medikal malzeme alımlarındaki 580 lira ile 280 lira arasındaki fiyat farkı nasıl açıklanmaktadır?
9. 241 hard disk olayında Duğral’ın idari yetki ve sorumluluğu neydi?
10. Olay neden derhal savcılığa bildirilmedi?
11. Duğral’ın kendisi veya yakınları adına Urla Kekliktepe’de taşınmaz bulunduğu iddiası doğru mudur?
12. Görev dönemindeki mal varlığı artışı incelenmiş midir?
13. İhale alan şirketlerle kendisi veya yakınları arasında herhangi bir ticari, sosyal ya da mali ilişki bulunmakta mıdır?
14. İstifası öncesinde hakkında başlatılmış bir soruşturma veya inceleme var mıydı?
15. Sağlık Bakanlığı, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı, Sayıştay ve Kamu İhale Kurumu bu dosyaların tamamını birlikte inceleyecek midir?
BU DOSYA BİR KİŞİDEN DAHA BÜYÜK
Yenal Duğral dosyası yalnızca bir bürokratın kariyerini veya imzaladığı birkaç evrakı tartışmaya açmıyor.
Bu dosya;
İzmir sağlık bürokrasisinde kritik koltukların hangi ilişkilerle dağıtıldığını, milyarlarca liralık bütçelerin nasıl yönetildiğini, ihale süreçlerinin kimler tarafından şekillendirildiğini, itiraz eden personelin nasıl karşılandığını ve ciddi iddialar karşısında denetim mekanizmalarının neden işlemediğini sorguluyor.
SORUN SİSTEM SORUNUDUR!
Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu‘na çağrımız: sağlık sistemimde TUZ KOKTU! İzmir’de bu kokuşmuşluk ayyuka çıktı lütfen bu konu artık incelenip araştırılsın.
Çünkü mesele yalnızca Burak Öztop, Engin Basmacı, Halil Eldemir, Şaban Koçoğlu ve Yenal Duğral meselesi değildir.
Mesele, aynı isimlerin farklı dönemlerde farklı koltuklarda birbirini tamamladığı ileri sürülen bir idari düzen/yapı meselesidir.
Mesele, sağlık çalışanlarının emeğinden ve milletin vergilerinden oluşan kamu bütçesidir.
Mesele, 241 hard diskle birlikte kurum dışına çıkarılmak istenen devlet hafızasıdır.
Mesele, görevden ayrılanların arkasında bıraktığı cevapsız sorulardır.
Ve en temel mesele şudur:
İzmir İl Sağlık Müdürlüğü kamu hizmeti için mi yönetildi, yoksa siyasi, bürokratik, sendikal ve ticari ilişkilerden oluştuğu ileri sürülen kapalı bir yapının kontrol alanına mı dönüştürüldü?
Bu sorulara cevap verilinceye, iddialar bağımsız müfettişler ve adli makamlar tarafından bütün yönleriyle araştırılıncaya kadar dosyanın peşini bırakmayacağız.
Çünkü kamu görevinde koltuklar değişebilir.
İmzalar unutulabilir.
Dosyalar kapatılmak istenebilir.
Ancak milletin tek kuruşunun hesabı kapanmaz.
Devam edecek…
Muhammed Çopur – Ulusal Kanal Ege Bölge Temsilcisi
İrtibat: nvarnyokizmir@gmail.com




